Gümüş Kanatlı Dost ve Parlayan Çınar Masalı

Işıl Işıl Parlayan Çınar Ağacı

Uzaklarda, gökyüzünün her sabah pembe renge boyandığı huzurlu bir vadi vardı. Bu vadinin tam ortasında, dalları gümüş gibi parlayan çok yaşlı bir çınar ağacı yükselirdi. Rüzgâr bu vadide her zaman fısıltıyla eserdi. Kimse bilmezdi ama bu ağacın kovuğunda minik, zarif ve parlayan bir kuş yaşardı. Onun adı Gümüş idi ve kalbi herkesinkinden daha yumuşaktı.

Gümüş, vadideki canlıların içindeki en küçük iyiliği bile hemen hissederdi. Kimseye zorla yardım etmezdi. Sadece doğru zamanda, doğru yerde olmayı çok severdi. Kanatları sabah çiği gibi parlaktı. O uçarken arkasında incecik bir ışık izi bırakırdı. Bu ışık, vadideki tüm çiçeklerin daha neşeli açmasını sağlardı.

Vadinin biraz aşağısında derin ve berrak bir dere akardı. Bu derenin kenarında yeşil yapraklar ve renkli taşlar bulunurdu. Gümüş her sabah bu dereye iner ve suyun şarkısını dinlerdi. Dere sanki ona dünyanın en güzel masallarını anlatırdı. Vadideki her şey birbirine sevgiyle bağlıydı ve herkes birbiriyle çok nazik konuşurdu.


Derenin Kenarındaki Eski Dost

Bir sabah Gümüş, annesinin yuva yapması için topladığı ince dalları taşırken bir ses duydu. Ses, dere kenarındaki yosunlu kayaların arasından geliyordu. Oraya yaklaştığında yaşlı bir kaplumbağanın ters döndüğünü fark etti. Kaplumbağa çaresizce ayaklarını sallıyor ama bir türlü düzelemiyordu. Gümüş hemen yanına kondu ve minik gagasıyla kaplumbağanın kabuğuna hafifçe dokundu.

“Merak etme dostum, seni böyle yalnız bırakmam,” dedi Gümüş nazikçe. Küçük kuş, kanatlarını hızla çırparak kaplumbağaya destek oldu. O sırada yanlarından geçen esintili rüzgâr da onlara yardım etti. Yaşlı çınar ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı ve bir dalını yere doğru uzattı. Kaplumbağa bu dalın yardımıyla yavaşça düzeldi ve dört ayağı üzerine oturdu.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Kanatlı Ormanın Fısıltısı

Kaplumbağa başını yavaşça kaldırdı ve Gümüş’e minnetle baktı. Gözleri sevgiyle parlıyordu. “Teşekkür ederim küçük dostum,” dedi yavaş ve huzurlu bir sesle. Gümüş çok mutlu olmuştu. Kaplumbağanın sesindeki o derin huzuru duymak ona yetmişti. İçinden, İyi ki buradaydım ve bu güzel dosta yardım edebildim diye geçirdi.


Kalbin Sesini Dinleme Zamanı

Gümüş, o günden sonra vadideki her canlıya daha dikkatli bakmaya başladı. Sadece gözleriyle değil, kalbiyle de etrafı izliyordu. Bir gün ormanda dolaşırken iki tavşanın bir havuç için tartıştığını gördü. İkisi de havucu ilk kendisinin bulduğunu söylüyordu. Gümüş aralarına girdi ve onlara sadece durup ormanın sessizliğini dinlemelerini önerdi.

“Sadece sustuğunuzda kalbinizin ne dediğini duyabilirsiniz,” dedi Gümüş fısıltıyla. Tavşanlar durdu ve derin bir sessizliğe daldılar. O an, kavga etmenin ne kadar gereksiz olduğunu anladılar. Havucu ikiye bölüp birlikte yemeye karar verdiler. Onlar paylaştıkça, vadideki çiçeklerin kokusu daha da güzelleşti. Gümüş bu değişimi görünce kanatlarını sevinçle çırptı.

Ancak bazen işler her zaman çok kolay gitmiyordu. Bir akşamüstü vadiye gri bir pus çöktü. Hayvanlar birbirine selam vermeyi unuttu, kuşlar şarkı söylemeyi bıraktı. Gümüş yorulduğunu hissetti ve yaşlı çınar ağacının dalına kondu. Kalbinin sesini dinlemeye çalıştı. Sessizlik bazen en büyük cevabı verirdi. Gümüş, iyiliğin sadece bir hareket değil, bir sabır işi olduğunu o an anladı.


Çoğalan Işık ve Mutlu Son

Gümüş pes etmedi ve ertesi gün her zamankinden daha çok çalıştı. Bir karıncaya yol gösterdi, susamış bir çiçeğe su taşıdı. Onun bu küçük ama içten adımları, diğer hayvanlara da örnek oldu. Sincaplar topladıkları palamutları paylaşmaya başladı. Dere, her zamankinden daha neşeli akmaya başladı. Gri pus dağıldı ve yerini altın sarısı bir güneş ışığına bıraktı.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Altın Kestane Ormanı'nın Derin Nefesi

O akşam yaşlı çınar ağacı daha önce hiç olmadığı kadar parlak görünüyordu. Gümüş artık vadideki tek ışık değildi. Her canlı, yaptığı küçük bir iyilikle kendi ışığını yakmıştı. Vadideki her yaprak, her taş ve her canlı artık birbirine daha sıkı bağlıydı. Gümüş, dostlarının gözündeki o sıcak parıltıyı gördüğünde artık görevini tamamladığını anladı.

Gümüş artık sadece ağaçlarda değil, yardımlaşan her kalbin içinde yaşıyordu. Birine yardım ettiğinizde ya da birini sevgiyle dinlediğinizde, o minik kuşun kanat sesini duyabilirdiniz. Vadi, sevginin paylaşıldıkça büyüdüğü kocaman bir yuvaya dönüşmüştü. Gökyüzündeki yıldızlar, o gece ormandaki bu büyük huzuru selamlamak için her zamankinden daha parlak göz kırptılar.

İyilik küçük bir tohumdur, her yürekte sessizce büyür ve dünyayı güzelleştirir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu